TÜİK 2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre Türkiye’de mutluluk oranı %53,3’e yükseldi. Peki ortalama yaşam memnuniyeti neden 5,7’de sabit kaldı?
İlk Bakışta Çelişki Var mı?
2024 → %49,6 mutlu
2025 → %53,3 mutlu
Artış: +3,7 puan.
Ancak ortalama yaşam memnuniyeti (0–10 ölçeğinde):
2024 → 5,7
2025 → 5,7
Değişim yok.
Yüzeyde bu bir çelişki gibi görünüyor. Ama istatistikle biraz haşır neşir olan herkes bilir: Ortalama ile oran aynı şeyi söylemez.
Eğer 4,9 veren biri 5,1’e çıkıyorsa kategorik olarak “mutlu” diyebilir, ama ortalamayı dramatik şekilde yukarı çekmez. Bu durum, dağılımın orta bantta sıkıştığını gösterir.
Yani:
Mutluluk beyanı artmış olabilir, fakat yaşam memnuniyetinin yapısal seviyesi sabit kalmış.
Bu önemli bir ayrım.
Verilere göre mutluluk oranı tüm yaş gruplarında artmış.
En yüksek artış 55–64 yaş grubunda (+7,1 puan).
Burada iki kritik soru var:
Araştırma:
Metodoloji önceki yıllarla tutarlı görünüyor. Bu da trend karşılaştırmasını teknik olarak geçerli kılıyor.
Dolayısıyla artış “istatistiksel hata” izlenimi vermiyor.
Ama şu ihtimal var:
Göreli iyileşme algısı, mutlak refah artışından daha güçlü olabilir.
Yani insanlar geçen yıla kıyasla kendini daha iyi hissedebilir. Bu ekonomik sıçrama değil, adaptasyon olabilir.
En önemli sorun:
%31,3 → Hayat pahalılığı
Buna rağmen:
%67,1 → Geleceğinden umutlu
Bu çelişki mi?
Aslında değil.
Türkiye gibi yüksek enflasyon yaşayan ülkelerde sık görülen bir model vardır:
Nitekim mutluluk kaynağı:
%69 → Aile
%64,9 → Sağlık
Bu, ekonomik refahtan ziyade sosyal dayanıklılık modeline işaret eder.
0–10 ölçeğinde 5,7 demek:
Daha kritik olan şu:
Ortalama 5,7 iken %53,3 “mutluyum” diyorsa, mutluluk eşiği yaklaşık 5–6 bandında olabilir.
Bu da kültürel bir cevaplama kalıbına işaret eder:
Türkiye’de mutluluk mutlak refah değil, göreli denge üzerinden tanımlanıyor olabilir.
Bir başka ifadeyle:
İnsanlar “çok iyi” demiyor, ama “idare eder” demeyi mutluluk kategorisine koyuyor olabilir.
Asayiş: %74,1
Sağlık: %69,4
Eğitim: %58,7
Hiyerarşi mantıklı. Güvenlik ve sağlık genelde daha yüksek çıkar. Eğitim daha eleştirel değerlendirilir.
Bu dağılım da veri içi tutarlılığı destekliyor.
Bir araştırmacı gözüyle baktığımızda:
✔ Aritmetik çelişki yok
✔ Trend kırılması yok
✔ Metodoloji tutarlı
✔ Sosyolojik modelle uyumlu
Ancak asıl önemli bulgu şu:
Türkiye’de mutluluk artışı, yaşam kalitesi sıçramasından çok algı eşiği değişimini yansıtıyor olabilir.
Ortalama sabit. Mutluluk beyanı artmış.
Ekonomik sorun ilk sırada.
Ama umut yüksek.
Bu tabloyu tek kelimeyle özetlemek gerekirse:
Dayanıklılık.
Mutluluk belki yükselmedi.
Ama insanlar düşmemek için pozisyon almış gibi görünüyor.
Ve bazen, istatistiklerin anlattığı en güçlü hikâye, sayıların arasında kalan o küçük farktır.