IMF’in 2026 tarihli “Macroeconomic Challenges of Fragility” raporu kırılganlığı yalnızca savaş ve düşük gelirle sınırlı görmüyor. Zayıf kurumlar, düşük vergi kapasitesi, yüksek enflasyon ve şoklara dayanıksız ekonomi… Bu çerçevede Türkiye nerede duruyor? Bu analiz, kırılganlık tuzağını Türkiye perspektifinden ele alıyor.
IMF’in Kırılganlık Tanımı: Savaş Değil, Devlet Kapasitesi Meselesi
Rapora göre kırılganlık sadece çatışma değil.
Şu unsurlar bir araya geldiğinde ekonomi kırılganlaşıyor:
IMF 38 ülkeyi “Fragile and Conflict-Affected States (FCS)” olarak sınıflandırıyor.
Ama raporun önemli vurgusu şu:
Kırılganlık bir kategori değil, bir spektrum.
Yani FCS listesinde olmayan ülkeler de kırılganlık belirtileri gösterebilir.
Türkiye tam burada duruyor.
Raporun en net bulgusu:
FCS ülkelerinde büyüme kalıcı olarak daha düşük seyrediyor.
Türkiye FCS değil. Ama son 10 yılda:
Bu tablo, IMF’in tarif ettiği kırılganlık dinamikleriyle örtüşüyor.
IMF’in en çarpıcı tespiti şu:
Zayıf yönetişime sahip ülkeler dış şoklardan daha uzun ve daha sert etkileniyor.
Sebep:
Türkiye son 5 yılda:
gibi dış şoklardan ciddi biçimde etkilendi.
Sorun şok değil.
Sorun, şok absorbe kapasitesi.
IMF’in “fragility trap” dediği şey tam olarak bu:
Zayıf kapasite → Şok → Daha fazla zayıflama → Daha az kapasite.
Raporda kırılganlığın merkezinde “bozulmuş sosyal sözleşme” olduğu vurgulanıyor.
Devlet:
Bu durumda ekonomi sadece finansal değil, sosyolojik olarak da kırılganlaşıyor.
Türkiye’de:
Bu yapı uzun vadede büyümeden çok istikrarı tehdit eder.
Rapor üç temel devlet fonksiyonuna odaklanıyor:
Türkiye için çıkarım net:
Bunlar “IMF reçetesi” değil.
Bunlar kırılganlık azaltma araçları.
Ama Risk Alanında mı? Evet.
Türkiye:
Ancak:
IMF’in tarif ettiği kırılganlık spektrumunda “orta riskli şok hassas ekonomiler” kategorisine yakın.
IMF raporunun alt mesajı şu:
Kırılganlıktan çıkış, teknik değil kurumsal bir mesele.
Türkiye için mesele büyüme değil.
Mesele büyümenin dayanıklılığı.
IMF 2026 raporu Türkiye’yi doğrudan hedef almıyor.
Ama ortaya koyduğu çerçeve Türkiye için güçlü bir ayna.
Kırılganlık:
Ekonomik istikrar, mali disiplin ve kurumsal güç sadece teknik hedefler değil.
Bunlar uzun vadeli sosyal sözleşmenin temeli.
Ve sosyal sözleşme zayıfladığında, ekonomi de zayıflar.
Türkiye’nin önündeki asıl soru şu:
Şokları yönetebilen bir ekonomi mi olacağız,
yoksa şoklarla yön değiştirilen bir ekonomi mi?
Bu fark, büyüme oranından daha önemli.