Medya sektöründe yapay zekâ artık bir seçenek değil, bir zorunluluk. Ancak sektör, bu dönüşümü gerçekten yönetebiliyor mu yoksa sadece izliyor mu?
Yapay zekâ, medya ve iletişim sektöründe uzun süredir konuşulan ama yeni yeni gerçekten hissedilen bir dönüşüm dalgası yaratıyor. İstanbul Ticaret Odası tarafından hazırlanan bu kapsamlı araştırma, sektörün yapay zekâ ile ilişkisini “fırsatlar ve tehditler” ekseninde ele alıyor. Ancak raporun en dikkat çekici tarafı, sektörün yapay zekâyı ne kadar kullandığından çok, onu ne kadar anladığı sorusunu gündeme getirmesi.
Çalışma, medya ve iletişim sektöründe faaliyet gösteren profesyonellerle yapılan alan araştırmasına dayanıyor. Katılımcıların:
Ancak klasik bir sorun burada da karşımıza çıkıyor:
Veri var, ama veri ile stratejik derinlik arasında hâlâ mesafe var.
Araştırma açıkça gösteriyor ki:
Yani sektör:
“AI ile ne yapabilirim?” sorusuna cevap bulmuş
ama
“AI ile neyi dönüştürmeliyim?” sorusunu henüz sormamış
Rapora göre yapay zekâ:
Bu da özellikle ajanslar ve dijital medya için ciddi bir ölçek avantajı anlamına geliyor.
Ama işin karanlık tarafı daha ilginç:
En kritik konu ise şu:
Güven.
Yapay zekâ içerik üretimini demokratikleştirirken, aynı anda içeriğin güvenilirliğini de tartışmalı hale getiriyor.
Raporun satır aralarında en net görünen şey şu:
Sorun teknoloji eksikliği değil.
Sorun:
Sektör yapay zekâyı kullanıyor ama henüz sahiplenmiyor.
Medya sektörü yapay zekâ ile karşı karşıya değil.
Onunla birlikte evriliyor.
Ama bu evrim:
Bugün gelinen noktada medya sektörü için asıl soru şu:
Yapay zekâyı araç olarak mı kullanacağız
yoksa onun şekillendirdiği bir sektörde hayatta kalmaya mı çalışacağız?
Raporu siz de incelemek isterseniz burada.