Türkiye’de gençlerin iyi olma hali artıyor gibi görünüyor. Ama veriler daha derin bir gerçeği işaret ediyor: Gençler daha mutlu değil, sadece alışıyor.
Türkiye’de gençlerin iyi olma hali üzerine yayınlanan son araştırma, ilk bakışta umut verici gibi görünüyor.
Yaşam memnuniyeti artmış.
2023’e göre +8 puan.
Bugün %54.
Ama bu veri tek başına bir şey anlatmıyor.
Çünkü aynı veri bize şunu da söylüyor:
2017’de bu oran %71’di.
Yani gençler daha mutlu olmadı.
Sadece daha az şikayet eder hale geldi.
Daha çarpıcı olan başka bir veri var.
Gelecekten umutlu olan gençlerin oranı: %45.
2017’de: %67.
Yani bugünü idare eden bir gençlik var ama
yarına inanmayan bir gençlik.
Bu, bir toplum için en tehlikeli eşiktir.
Araştırmanın en net bulgusu:
31 puan fark.
Bu artık gelir meselesi değil.
Bu, aidiyet meselesi.
Bu, “ben bu sistemin içinde var mıyım?” sorusu.
İşsiz genç sadece para kaybetmiyor.
Kendini kaybediyor.
Ve daha çarpıcı veri:
“Ev genci” kadın oranı: %26
Erkeklerde: %6
Bu tablo, ekonomik değil yapısal bir problem olduğunu açıkça gösteriyor.
Evet. Ama eskisi kadar değil.
Asıl mesele şu:
Gitmek isteyenlerin %35’i bunu yapamayacağını düşünüyor.
Yani gençler sadece ülkeye değil,
kendi ihtimallerine de güvenmiyor.
Gelir yetmeyince yapılanlar:
Bu bir ekonomik davranış değil.
Bu bir savunma refleksi.
Bu araştırma bize şunu söylüyor:
Gençler kötü hissetmiyor çünkü
alışıyor.
Ama alışmak, iyi olmak değildir.
Türkiye’de gençlerin problemi mutsuzluk değil.
Geleceğe güvenememek.
Ve bir toplum için en sessiz kriz,
kimsenin bağırmadığı ama herkesin içten içe vazgeçtiği andır.