Ipsos, Kelly Beaver’ı yeni CEO olarak atadı. Beaver döneminde şirketin AI, veri teknolojileri, güvenilir içgörü ve büyüme stratejisinin nasıl şekillenebileceğini analiz ediyoruz.
Ipsos’ta Yeni Dönem: Kelly Beaver CEO Oldu, Gündemde AI, Güven ve Büyüme Var
Dünyanın en büyük araştırma ve içgörü şirketlerinden Ipsos, üst yönetiminde önemli bir değişikliğe gitti. Şirket, Kelly Beaver’ın yeni CEO olarak göreve başladığını açıkladı.
Beaver, görevi Jean Laurent Poitou’dan devralıyor. Ancak bu değişiklik yalnızca bir yönetici değişiminden ibaret değil. Ipsos’un önümüzdeki dönemde araştırma sektöründeki dönüşümü nasıl yöneteceğine ilişkin önemli ipuçları taşıyor.
Kelly Beaver yaklaşık 15 yıldır Ipsos bünyesinde çalışıyor.
2021’den bu yana Ipsos UK & Ireland CEO’su olarak görev yapan Beaver, daha önce şirketin Birleşik Krallık kamu araştırmaları faaliyetlerini yönetmiş ve Ipsos’un küresel sağlık araştırmaları yapılanmasında da önemli görevler üstlenmişti.
Ipsos öncesinde PwC ve Coffey International’da ekonomist ve danışman olarak çalışan Beaver’ın profili, araştırma sektörü kadar danışmanlık ve kamu politikası deneyimini de kapsıyor.
Bu nedenle atama, Ipsos’un şirket kültürünü ve müşterilerini bilen bir yöneticiyle devam etmeyi tercih ettiğini gösteriyor.
CEO değişimlerinde şirketlerin mevcut stratejiyi de değiştirmesi sık görülen bir durum.
Ipsos’ta ise şimdilik bunun tersi yaşanıyor.
Şirketin yönetim kurulu, Beaver’ın Poitou döneminde başlatılan Horizons stratejik planını sürdürmesini ve grubun büyümesini hızlandırmasını bekliyor.
Bu yaklaşım Ipsos’un yönetim değişikliğini bir strateji değişikliğinden çok, mevcut dönüşüm programının yeni bir aşaması olarak gördüğünü düşündürüyor.
Asıl önemli konu ise Beaver’ın göreve gelirken yaptığı açıklamada saklı.
Yeni CEO, güvenilir içgörü talebinin arttığına ve bu talebin artık veri, teknoloji ve insan uzmanlığının birlikte kullanılmasıyla karşılanabileceğine dikkat çekiyor.
Bu ifade araştırma sektörünün içinde bulunduğu dönüşümü oldukça iyi özetliyor.
Geleneksel araştırma şirketlerinin rekabet avantajı uzun yıllar boyunca büyük örneklemler, saha operasyonları, panel kapasitesi ve metodoloji bilgisi üzerine kuruluydu.
Bugün bunlara yeni bir katman eklendi:
AI ve veri teknolojileri.
Üretken yapay zekâ, sentetik veri, otomatik analiz, doğal dil işleme ve agent tabanlı araştırma sistemleri; içgörü üretim süresini dramatik biçimde azaltıyor.
Ancak aynı teknolojiler yeni bir problemi de beraberinde getiriyor.
Güven.
Bir araştırma şirketi artık yalnızca hızlı sonuç üretmek zorunda değil. Sonucun hangi veriyle üretildiğini, ne kadar güvenilir olduğunu ve AI tarafından oluşturulan çıktıların gerçek insan davranışını ne ölçüde temsil ettiğini de açıklamak zorunda.
Ipsos gibi şirketlerin sahip olduğu marka ve metodoloji birikimi tam da burada stratejik bir avantaja dönüşebilir.
Muhtemelen sektörün önündeki en yanlış soru bu.
Daha doğru soru şu olabilir:
AI kullanan araştırmacılar, kullanmayan araştırmacıların yerini alacak mı?
Büyük araştırma şirketlerinin stratejileri giderek bu varsayım üzerine kuruluyor.
AI veri temizleyebilir, binlerce açık uçlu yanıtı analiz edebilir, araştırma taslakları oluşturabilir ve farklı veri kaynakları arasında ilişkiler bulabilir.
Fakat araştırmanın değerli kısmı çoğu zaman veriyi üretmek değil, doğru soruyu sormak ve sonucu doğru bağlama yerleştirmek.
Ipsos’un yeni CEO’sunun teknoloji ile insan uzmanlığını aynı cümlede özellikle vurgulaması bu nedenle önemli.
Yeni CEO’nun önünde üç büyük görev bulunuyor.
Birincisi, Ipsos’un AI ve veri teknolojilerine yaptığı yatırımları somut müşteri değerine dönüştürmek.
İkincisi, teknolojik hız uğruna araştırma güvenilirliğinin aşınmasını engellemek.
Üçüncüsü ise geleneksel araştırma şirketleri ile AI-native araştırma girişimleri arasındaki giderek büyüyen rekabette şirketin konumunu güçlendirmek.
Ipsos dünyanın en büyük araştırma organizasyonlarından biri. Bu ölçek önemli bir avantaj sağlıyor.
Fakat teknoloji sektörünün bize defalarca öğrettiği bir şey varsa, o da ölçeğin tek başına korunma sağlamadığı.
Araştırma sektörünün önümüzdeki dönemi muhtemelen insan araştırmacı ile yapay zekânın rekabetinden değil, ikisinin nasıl birlikte çalışacağından şekillenecek.
Kelly Beaver dönemindeki Ipsos’un da en önemli hikâyesi muhtemelen tam olarak burada yazılacak.